|
|
| Kenan Büyük |
 |
|
|
Trafikte Kırmızı Işık Camınızı Sildirmek İçin Bir Avukat Gazetesi | Trafikte Kırmızı Işık Camınızı Sildirmek İçin Bir
Trafikte Kırmızı Işık Camınızı Sildirmek İçin Bir Fırsat Olabilir mi?
Şu İstanbul trafiği çoğumuzu canımızdan bezdirir. İstanbul’ da yasayanlar bilir. Bazen 10 dakikalık bir mesafeyi 2 saate yakın bir zamanda alırsınız. Eğer bir toplu tasıma aracında iseniz ve de oturacak bir yer de bulmuşsanız, elinizdeki kitabi yarılamak ya da belki gazetenin spor sayfalarını hatim etmek için iyi bir fırsat olabilir. Ama eğer araçta sürücü iseniz bu kadar şanslı değilsinizdir.
Bu durumda yeni meşgaleler aramak zorundasınız. Örneğin hangi ışıklarda kırmızı ve yeşil kaç dakika yanar kolayca ezberleyebilirsiniz.
Yeni dostlar da edinebilirsiniz. Eğer belli bir mesafeyi sürekli almak durumunda iseniz, yani ayni güzergahta seyahat ediyorsanız, arabanızın camini silmeye çalışan tinerci çocuklardan, her araba camini dolasan ihtiyar teyzelere kadar bir çok tanıdığınız olur kısa zamanda.
Bu kişiler İstanbul’ un değişik trafik ışıklarını parsellemiş olduklarından, bir müddet sonra alışır ve hatta arayabilirsiniz de.
Hiç bir çocuktan ürktüğünüz oldu mu? Bunu İstanbul’ da sık sık yasayabilirsiniz. Bazen gözleri kıpkırmızı olmuş bir yeni yetme salya sümük camınıza yapışır. Elinde ıslatmaya çalıştığı bir cam süngeri ile..
Silme demeye çekinirsiniz bazen. İstediği 500 bin bilemediniz 1 milyon lira bir harçlıktır. Hak etmeye çalışır görünümü ile ve ısrarcı tavırları ile umduğunu almaya çalışır o kısa kırmızı aralığında. Pesinde sıralanmış diğer arkadaşları ile kırmızı ışık ile birlikte arabaların arasına F1 pilotlarının asistanları gibi hızla dağılırlar.
Bazen de sokak aralarında karsılaşırsınız onlarla. Yine ikili üçlü guruplar halindedirler. Önce biri yanaşır elindeki mendili uzatarak. “Ağabey, abla okul param mendil alsana!”
Aslında hepsi de ilk okul çağındadır ve de çoğu zaman yatakta olması gereken çok geç bir saatte sokakta is basındadır.
Eğer ilgisiz davranırsanız bir satış mümessili gibi ilgisini üzerinizde yoğunlaştırır ve ajitasyona devam eder. “Hadi be ağabey, abla beni sevindir, valla okul param yaa..”
Kazara birisine parayı verirsiniz, arkadan derhal diğeri yanaşır. “Ağabey, abla bana da para”
Diğerine verdim diyecek olursunuz, sızlanma devam eder. “Ama o benimle paylaşmaz ki!”, “simdi onu sevindirdin beni üzecek misin bir milyon lira için? Yüz milyon istemiyorum ki bir milyon diyorum!”
Bir küçük çocuktan beklenmeyecek akil almaz bir kelime zenginliği ile akliniz karışır. Kimi zaman yağmurlu ve çok soğuk havalarda ince pantolonuna, yırtık ayakkabılarına aldırmadan size yakararak mal satmaya (aslında dilenmeye) çalışan bu küçüğe bu ısrarlı tutumundan dolayı imrenirsiniz ve de belki de bu çocuğu sokağa salan hatta en yakın köse basında gözleyen ve denetleyen anne babasına – aslında onlara bu olanağı sağlayan ve sömürme olanağı tanıyan yasal düzene- öfke duyarsınız..
İçinizi sızlatan ve hatta acıtan bu görünüm bazen sizi bu çocuklara ya da bu topluma karsı bileyebilir.
Ama bu çocuğun haylazlığında ya da çaresizliğinde ne kadar payınız olabilir ki? Siz vergisini veren topluma karsı üstünüze düşenleri yapan bir fertsinizdir.
Camda yapışık arabanın diğer tarafına uzanmaya çalışan, ya da adeta yolunuzun önünde mendil satmak için barikat kuran bu çocuklar için eliniz cebinize giderken içiniz gerçekten rahat midir?
Topluma karsı borcunuzun bir kısmini daha ödemek için verdiğiniz bozukluklar sizi bir sonraki kırmızı ışığa ya da köse basına kadar iç huzuru ile taşıyabilir mi?
Bu çocuklar arabanızın ya da yolunuzun önüne geçsek için her zaman kırmızı ışığı bekleyecekler mi acaba?
Ellerinde her zaman cam sileceği ya da mendil mi olacak dersiniz?
Bu çocukların sokağa düşmemesi için bir şeyler yapıyor musunuz gerçekten? Onlara bozuk para vermekten başka.. |
| |
|
|
|